eskitir adamı yılar birden
Biliyorum kapıdasın, uzun yoldan geldin;
biraz yorgun, biraz aç,
kapıyı çalmak üzeresin.
En son geçen yüzyıl, bir Eylül sabahı görmüştüm seni; çok özlemişim, nerelerdeydin?
Sen gitmeden önce de azdı kazancımız ama daha mutluydu yuvamız. Sayısallaşmamıştı henüz sevdamız, umutlarımız.
Doğum – dersane - ölüm diye üçe bölünmemişti hayatımız.
Daha basitti sözlerimiz, küçüktü hesaplarımız;
kurşun kalemle çizgili sayfalara yazılırdı borçlarımız.
Adam, çok sevdiği kırk yıLLık eşinin, hayat arkadaşının öLümüyLe, doğaL oLarak ağLamaya başLamış, göz yaşı döküyordu. ßir dostu onu teseLLi etmek için yanına yakLaştı. AğLamaktan kızarmış gözLerine baktı. YanakLarından aşağı ince ince süzüLen göz yaşLarını gördü.
Dedi ki:

