Bir yerlerde tıkanıp kaldığında hayat, soluk almak güçleştiğinde,
Yüreğin susup, mantığın sürüklemeye başladığında ayaklarını,
Dağlara dönmeli yüzünü insan.
Yeni patikalar, yeni yollar seçmeli, yüreğini ferahlatacak;
Yeni insanlarla ‘tanışmalı, yeni keşifler yapacak….
Hep isteyip de, bir gün yaparım diye ertelediği ne varsa, Gerçekleştirmeyi denemeli!
Her geçen gece, ölüme bir gün daha yaklaştığını; zamanın bir nehir,
Kendisinin bir sal olup da, O dursa da yolculuğun devam ettiğini anlamalı.
Baş döndürücü bir hızla geçiyorsa birbirinin aynı günler,
Her akşam aynı can sıkıntısıyla eve giriliyorsa,
Değiştirmeye çalışmalı bir şeyleri;
Küçük şeylerle başlamalı belki; örneğin, bir kaç durak önce inip
Servisten, otobüsten; yürümeli eve kadar, yüreğine takmalı güneş gözlüklerini;
Gördüğünü hissedebilmeli!
Sağlığını kaybedip, ölümle yüz yüze gelmeden önce,
Değerli olabilmeli hayat!
İlla büyük acılar çekmemeli, küçük mutlulukları fark etmek için!
Başkasının yerine koyabilmeli kendini;
Ağlayan birine “gül”, inleyen birine “sus” dememeli!
Ağlayana omuz, inleyene çare olabilmeli!
Şu adaletsiz, merhametsiz dünyaya ayak uydurmamalı; Sevgisiz, soysuz kalarak!
Ey Güzel İnsan!
Sessiz sevdaların bitiremediği, sözcüklerin ifade edemediği, bahar aylarının
varlığını kıskandığı…
Sen… Sen içimin ince büyük derin sızısı..! Seni Seviyorum…
“Seni seviyorum” derken eriyorum, her eriyişimde bir kez daha “seni seviyorum” diyorum.
Hepsi bu; “Seni seviyorum”…
SEVGİNE İHTİYACIM VAR, bana yaklaşan durağanlaşmış beyninde ki düşüncelerin nokta bitişlerine. Uzaklarda olduğumu düşlediğinde, senden bir nebze uzaklaşmadan, senli dünlerde ayakta kalma çabalarıma inanmana, parmak uçlarımda ki hislerimden, acılarına sebebiyet verenlere olan nefretimin büyümesine olan engelleme çabalarına sahip çıkamayan beynimin, aslında kendine verdiği sızılardan vazgeçme gayretleriyle cebelleşip duruyorken, bakışlarındaki ışığa ihtiyacım var. Benliğimde bastırdığım sana olan vazgeçilmez hislerimi beyninde açığa çıkarma duygularımın, yüreğimdeki fırtınanın dinmediğini, cümlelerimin arasına sıkıştırılmış göğsümün o ince sızısından, göğsünün sol yarısına akan hislerimi anlamana ihtiyacım var. “Seni sevdiğimi daha önce söylemiş miydim?” cümlesinin dudaklarından çıkarken “hayır” diye anlamsız bir cümle kurup sesindeki sevgiyi defalarca duymak isteyen “ben” in sana ihtiyacı var. Yanan kalemime dokunmadan sevdalı kalemimin ucundan dökülen yazıların sana ait olduğunu bilmene ihtiyacım var. “Sen”i kaybetmekten her adımda korkan benim sevdanı bilmeye ihtiyacı var…
SANA SUS DERKEN ŞİMDİ BEN HAYKIRIYORUM
Dün gece rüyamda, yanına geldim sevgili, sarıldım sana… gözyaşlarımla suladım toprağını akıttım toprağına gözyaşlarımı
dokundum, hissettim toprağında ki sıcaklığı, yüreğinin sıcaklığı toprağı ısıtmış sevgili.. toprağı ısıtmış, sarıldım toprağına
Topraaaak.. ben sarmadan sen sardın sevdiğimi, al benide al sevdiğimin yanına, sarayım onu doyasıya.. Topraaaaak.. incitme, üşütme sevdiğimi onun yüreği sıcacık o ısıtır seni çünkü o aşkların en güzeli.. sevgili, bak geldim senin anına, mezar taşına yazdıracağım ismini.. Adı, aşktı, sevdaydı, umuttu, yürekti diye..
Sevgili, ben geldim yanına, sanma ki acılarımı anlatmaya geldim, hayır.. hayır üzermiyim seni, hiç kıyabilirmiyim sana. Toprağına sarılmaya geldim, sana sarılır gibi, toprağını öpmeye geldim, seni öper gibi, toprağını koklamaya geldim, seni koklar gibi..
Haykırmaya geldim, özlemimi çok özledim seni Hatırlıyor musun? sevgili, sen sevgini haykırmak isterdinde ben hep suss derdim ya! dostlar birgün sordular sana.. hayırdır, sendeki bu değişikliğin sebebi nedir? dedin ki onlara, çok seviyoruuuuum, çok seviyoruuuuuuum aşık oldum, hemde bir meleğe, o benim meleğim ama kavuşmamız imkansız ooffffffffff oooffffffff demiştin ya, o anda sus dedim sana susss.. “ben sevdamı haykırmak isterken sen sus diyorsun” demiştin ya!sen beni düşündüğün için susmuştun oysa. Sana sus derken şimdi benn haykırıyorum, duy sevgili duy beni petek seni seviyor, petek seni çok seviyoooorr petek seni canından çok seviyooooorrrrrr bak nasıl haykırdım sevgimi, senin yapmak istediğinde buydu degil mi?
Adam, çok sevdiği kırk yıLLık eşinin, hayat arkadaşının öLümüyLe, doğaL oLarak ağLamaya başLamış, göz yaşı döküyordu. ßir dostu onu teseLLi etmek için yanına yakLaştı. AğLamaktan kızarmış gözLerine baktı. YanakLarından aşağı ince ince süzüLen göz yaşLarını gördü.
Dedi ki:


