| cem ozkan - don ba… |
Çok fazla şey yazmaya gerek yok. Sarkıya ve resimlere bırakıyorum söyleyeceklerimizi, bütün sözler dilsizdir artık.. Ne dene bilir ki başka bu şarkının sözlerini duyduktan sonra..
Hayat mutsuzlukla harcanacak kadar uzun deÄŸil sevgilim. Dışarıda bir yaÅŸam var, heyecanlarıyla, mutluluklarıyla, cıvıl cıvıl akan bir yaÅŸam. Biz burada “biz” olabilmenin kavgasını verirken, ve tüm mutsuzluÄŸumuza raÄŸmen bunu baÅŸaramazken, dışarıda bir yaÅŸam geçiyor. DoÄŸan her güneÅŸ için ömürden gidiyor derler. Ömrümüzden gidiyor sevgilim. Hayat ellerimizden akıp gidiyor…
Sana ne zaman tutulduğumu hatırlamıyorum. Üzerinden çok zaman geçti. Ama sanırım ilk tanıştığımız günlere denk geliyor.
Sen zaman içinde sevileceklerden değilsin. Uzun uzadıya düşünülüp tartışılanlardan…
Zaten böylesine aşk denemez.
Sana her defasında ilk günü heyecanıyla koştum. Hep aynı mutluluğu yaşadım. Aşk için bütün söylenenleri yalanlarcasına…
Neydi beni sana baÄŸlayan ?
Seninle geçen dakikaların verdiği mutluluk mu ?
İnsana hiç bitmese dedirten dakikalar mı ?
Yoksa sende insanı esir eden bir şeyler mi var ?
Zaman zaman vazgeçmeye çalıştım senden
İnsan tutkularından kurtulmak ister bazen, suçlu hisseder korkar.
Benimkide öyle bir şey.
Ama hep kısa sürdü ayrılıklarımız.
Ayrılık sonrası buluşmalarımız daha coşkuluydu özlemin etkisiyle.
Düşündüm de seninle hiç kötü anım yok.
Oysa uzun beraberliklerde kötü anılar kaçınılmazdır.
Üzüldüğümüz, ağladığımız, tartıştığımız zamanlar oldu tabi. Ama bunları unutmasını bildik. Zaten senin gözlerine baktığımda ellerini tuttuğumda o ana kadar olan her şeyi unutuyorum. Sanki zaman o anda duruyor.
Öyle içimdesin ki. Yanağımda dolaşan rüzgardan daha gerçek dokunuşların. Küçük, ürkek, kesik dokunuşlarınla, belki de her zamankinden daha yanımdasın. Yani öylesine, o kadar bensin ki. Ah nasıl anlatsam. Boşuna bu çabalarım, doğru kelimeleri aramalarım. Ne kitaplar yazıyor, ne de sözlüklerde karşılığı var. Yalnızca hissediyor insan, yaşıyor. Kelimeler eksik, kelimeler yaralı. Kelimeler cılız.
Taşımıyor, anlatmıyor, tanımlamıyor bu duyguyu. Ben de. Çok başka bir şey. Sevginin ortasında, derin acılar hisseder mi insan? Aydınlık gülümsemelerin içine, hüznü yerleştirir mi durup dururken? Gözlerine buğu,diline sitem, yüreğine burukluk, çöreklenir kalır mı asırlarca?
Gelmeyeceğini bildiği mektup için, posta kutusunu hep aynı heyecanla açar mı? Dedim ya, başka bir şey bu. Ne kadar yalnızsam, o kadar seninleyim şu günlerde. Belki de en başta, tutup seni en derinlere koydum diye oldu bunlar. Kimseler ulaşmasın diye, kimselerin bilmediği, bulamayacağı yollara götürdüm seni. En derinlerde tuttum. Bana sakladım. Derine, hep daha derine.




